Loading

İAOSB ve TRASTA iş birliğinde düzenlenen seminerde, yeni yılın ekonomik beklentileri, şirketlerin finansman seçenekleri, mali yapıları ve vergi yükümlülükleri ele alındı.

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) ile TRASTA iş birliğinde 27 Ekim 2026 tarihinde “2027’ye Girerken Sanayicinin Gündemi” semineri düzenlendi. Atatürk Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde, sanayicilerin yeni dönemde karşılaşabileceği ekonomik gelişmeler ve şirket yönetiminde dikkat edilmesi gereken konular değerlendirildi.

Ekonomik Beklentiler ve Finansman Seçenekleri
Programın ilk bölümünde Bülent Görer, 2027’ye hazırlanırken şirketlerin ekonomik tahminleri tek başına yeterli görmemesi gerektiğine dikkat çekti. Faiz, kur ve enflasyondaki olası değişimlerin şirket bütçelerine etkisinin farklı senaryolar üzerinden hesaplanması gerektiğini belirten Görer, nakit akışının izlenmesi ve yatırım kararlarının fizibilite çalışmalarıyla desteklenmesi üzerinde durdu.

Şükrü Dilaver, 2027 yılı bütçe beklentilerini kamu gelirleri, giderleri ve bütçe açığı üzerinden değerlendirdi. Kamu finansman ihtiyacının şirketlerin borçlanma koşulları açısından da önem taşıdığını belirten Dilaver’in ele aldığı başlıklar arasında faiz, krediye erişim ve finansman maliyetleri yer aldı.

Şirketlerin finansman arayışında sermaye piyasalarının sunduğu olanaklar ise Prof. Dr. Yener Coşkun’un değerlendirmeleriyle gündeme geldi. Halka arz ve şirket değerlemesi süreçlerinin ele alındığı bölümde, doğru fiyatlama ve kurumsal yapının güçlendirilmesi öne çıkan konular arasında yer aldı.

Kârlılığın Ötesinde Nakit Akışı
Seminerin devamında Prof. Dr. Gürbüz Gökçen, yöneticilerin finansal tabloları doğru okuyarak şirketlerinin mali durumunu değerlendirebilmelerine odaklandı. Bilanço ve gelir tablosunun yanı sıra likidite, borçluluk, alacak tahsilatı ve stok yönetimi gibi göstergelerin birlikte incelenmesi gerektiğini aktardı. Enflasyon dönemlerinde satış gelirlerindeki artışın her zaman gerçek bir büyüme anlamına gelmediğine dikkat çekti.

Gökçen’in öne çıkardığı konulardan biri de kâr ile nakit arasındaki fark oldu. Bir şirketin kârlı görünmesine rağmen tahsilat sorunları veya artan ödeme yükümlülükleri nedeniyle nakit sıkıntısı yaşayabileceğini belirten değerlendirmeler, nakit akışının düzenli takibinin önemini ortaya koydu.

Prof. Dr. Keramettin Tezcan ise şirket ortakları ve yöneticilerinin vergisel sorumlulukları ile güncel vergi denetim süreçlerini ele aldı. Yapay zekâ destekli risk analizleri ve dijital denetim uygulamalarının da gündeme geldiği bölümde, şirketlerin mali kayıtlarını düzenli tutması, işlemlerini belgelendirmesi ve yasal yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesi gerektiği vurgulandı.

Seminerde, ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemde şirketlerin yalnızca kısa vadeli sonuçlara değil, finansal dayanıklılıklarına ve uzun vadeli hedeflerine de odaklanmasının önemi öne çıktı.