İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi
Adres: M. Kemal Atatürk Bulvarı No : 42 35620 Çiğli / İZMİR

Telefon::(232) 376 71 76
Faks::(232) 376 71 00

Harita

Başkanın Kaleminden

Üretim İçin Eğitim

Değerli Sanayici Dostlarım,

Ülkemizde 2019-2020 yılı Eğitim-Öğretim dönemi başladı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da okulumuz olan Özel İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Nedim Uysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde açılış törenimizi gerçekleştirdik. Okulumuzda öğrencilerimize hitap etmek beni her zaman mutlu etmiştir. Gençlerimiz ile yüz yüze olmak, onların pırıl pırıl bakışları altında onlara faydalı olabilecek, yön verebilecek birkaç söz söyleme fırsatı bulmak çok değerli… Elbette o kürsüye çıktığımızda, daima umut ve enerji veren, iyilik ve güzellikler dolu bir geleceğin mesajlarını paylaşarak onları yeni başlayan dönem için motive etmeye çalışıyoruz. Ancak bu manzara ne yazık ki tüm Türkiye’de böyle değil…
 
Türkiye’nin büyümek ve gelişmek için ihtiyacı olan en önemli fonksiyonun üretim olduğunu artık herkes kabul etmeye başladı. Üretim dışındaki faaliyet alanları ile yakalanan güzel günlerin ne denli yalancı baharlar olduğunu hepimiz gördük. Türkiye’nin ihtiyacı olan istikrarlı ve güçlü temellere oturtulmuş üretim yapısı için gereken şeyler ise gayet açık seçik ortadadır.
 
İlk bakışta, yatırım ve üretim için finansal ve teknolojik yapımızın dünya ile rekabet edebilir durumda olması gerektiği görünmektedir. Ancak, bu iki yapı sağlansa bile, üretken olmanın yolu insanımızın ellerinden geçiyor. Yani, istediğiniz kadar finans kaynağı bulabilirsiniz, en iyi ve yeni teknolojileri bulup alabilirsiniz ancak bu kaynaklar ile dünyada rekabet edebilen ürünler yaratmanın yolu, insanımızın beceri ve yetenekleri ile örülmüş gücünden geçmektedir. Bu gücün kaynağı da ancak doğru insan kaynağı planlaması ve yönetimi ile yani eğitim ve öğretim ile sağlanabilir.
 
‘Türkiye’deki eğitim sistemi ve yapısı ile üretimin bağlantısı nasıl?’ diye baktığımızda ise gördüğümüz manzara ve ortaya çıkan rakamlar hepimizi üzmektedir. Üretimin en doğal yansıması olan istihdam rakamlarımızda işsizlik artarak sürüyor. Genç işsizlik oranları tedirgin edici seviyede... Diplomalı işsizler de bu grupta önemli bir yer teşkil ediyor. Diğer yandan bakıldığında ise, ülkenin dört bir yanı özel okullar ile doldu. Gerek üniversite gerekse üniversiteden mezun olan öğrenci sayımız gün geçtikçe artıyor. Diplomalı işsizler ordusu ne yazık ki her yeni yıl daha da büyüyor.
 
Üretim yapımıza baktığımızda ise, ülkenin sanayi üretimin önemli bir kısmı düşük ve orta teknolojili ürünlere odaklıdır. Kullandığımız yeni teknolojilere bakıldığında ise birçoğunun yurt dışından alındığını görmekteyiz. Yani kendi teknolojimizi üretmekte de yeterli değiliz. Diğer yandan ise, tüm sektörlerde yeterli donanıma ve yetkinliğe sahip işgücüne ciddi bir talep olduğunu görüyoruz. Günümüzde diplomalı, özgüveni yüksek pek çok gencimiz var ama bu gençler içinde; üretken, yaratıcı, iş bilen, iş hayatı için gerekli donanımlara sahip gençlerimizin sayısı yetersiz.
 
Bu çelişkinin nedenine baktığımızda ise üretim odaklı olmayan bir sistem içinde oradan oraya savrulan gençlerimizi görmekteyiz. Test ve sınav ağırlıklı, gerçek üretim ortamından uzak,  meslek geliştirmeyen bir sistem içinde alınacak diplomalar ile gençlerimize umut tacirliği yapıyoruz. Diploma için çalışan, diploma için okuyan genç yığınlar yaratıldı. En önemlisi büyük çoğunluğu mutlu değil. Biz diplomanın iş bulmaktaki tek gereklilik olduğuna inanan gençler yetiştiriyoruz. Oysa iş bulan sadece o diplomalar değil, onun içinde olması gereken yetkinlik, donanım ve sahip olunan mesleklerdir.
 
Eğitimin hayalleri, yetenekleri, sermayeyi tüketen, günü geçiren değil, sermaye üretebilen, geliştiren bireylere odaklı şekillenmesi gereklidir. Eğitim sistemimizin insan gücü planlamamıza uygun bir biçimde yapılandırılması gereklidir. Gençlerimiz meslek sahibi olabilmeli, sahip oldukları bu meslekleri en yüksek seviyede uygulayabilmelidir.
 
Uzun yıllardır, mesleki eğitimin memleket meselesi olduğu söylemi ortadadır. Ancak, bu tür projeler ne yazık ki sadece sloganlar ile olmuyor. Büyük sözler söylemeden önce, gerekli ön hazırlıklar yapılmalı, istenen alt yapı oluşturulmalı ve en önemlisi toplumun kültürel olarak hazırlanması gereklidir.
 
Sadece üniversite diplomasına odaklı hedefler neticesinde mesleki ve teknik okullar çok uzun yıllar boyunca geri plana atıldı. Bu okullar çok başarılı olamayan, devam ve istikrar sorunu yaşayan gençlerin “elleri ekmek tutsun” ya da “okuyabildiği kadar okusun” diyerek gönderildiği okullar olarak görüldü. Aileler kendi hayallerini, çocuklarının kariyer hedeflerini hep diploma ile şekillendirdiler. Oysa mesleki ve teknik okullar doğru yapılandırıldıkları ve doğru yönetildikleri takdirde, ister üniversiteye devam etsin, isterse hemen iş hayatına başlasın öğrencilerine toplumun ihtiyacı olan donanımları sağlayabilmektedirler.
 
Bunun en güzel örnekleri bizim bölgemizde olduğu gibi sayıları gün geçtikçe artan OSB’lerdeki mesleki ve teknik okullardır. Organize sanayi bölgeleri ve bölge katılımcısı sanayiciler, beklenen ve istenen insan kaynağının yetişmesi için devleti beklemekten vazgeçerek, ellerini taşın altına sokmuşlardır. Sanayinin ihtiyaçlarına göre şekillenen eğitim programları, sanayicinin gücü ile oluşturulan teknik imkanlar ve şartlar ile artık gençlerimize üst düzey eğitim verilmeye başlanmıştır. Başlayan bu yürüyüş, her geçen dönem arkasına daha çok insan ekleyerek devam etmektedir. Doğru yapılan işler neticesinde mesleki ve teknik liselere önce ailelerin bakışı değişmeye başlamış, bu değişim, gençlerimizin bu okullara yönelme oranını artırmıştır. Ancak bu kültürel değişim mücadelesinin azalmadan sürmesi de şarttır.
 
Bizim okulumuzda olduğu gibi uygulanan yüzde 100 bursluluk gibi sistemler neticesinde gençlerimiz ve aileleri sadece eğitim ve öğretimlerine odaklanabilmektedir. Oluşturulan teknik imkanlar ile uygulamalı olarak iş yaşamına hazırlanabilmekteler. Okullar klasik okul anlayışı dışında, ülkesini seven, çağa ayak uydurabilen, becerikli, yetkin, estetik değerlere sahip çıkan, doğaya saygılı, sanat ve sporu yaşam tarzı olarak benimsemiş, sorun çözücü, araştırıcı, sorgulayıcı, özgüveni yüksek Atatürk Türkiyesi’nin gençlerini yetiştirmektedir. Bu gençler dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, ekmeklerini taştan çıkarabilecek donanımda olacaklardır.
 
Biz sanayiciler ömrümüzü üretim sevdasına adamış insanlarız. Türkiye’nin son 30 yılda yaşadıklarına bakıldığında, gerçek sanayiciler üretme azmini hiç yitirmemişlerdir. Bu mücadeleye de devam edeceklerdir. Unutulmamalıdır ki, sanayici üretim uzmanıdır. Bu uzmanlığını, kurduğu ve yaşattığı okullarda yetiştiren donanımlı ve yetkin gençler ile bir kez daha göstermektedir.

 

Bu sistemin üretim ve istihdam odaklı ekonomi modelinin en önemli parçası olacağı gayet açıktır. Bundan dolayı sistemin yaşatılması, sürdürülmesi ve geliştirilmesi için ilgili tüm kurum, kuruluş ve kişilerin ortak aklın etrafında toplanması gereklidir.
 
 
 

 

İAOSB Yerleşim PlanıİAOSB MedyaİAOSB Haber DergisiİAOSB Tanıtım FilmiİAOSB Dosya İndir