İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi
Adres: M. Kemal Atatürk Bulvarı No : 42 35620 Çiğli / İZMİR

Telefon::(232) 376 71 76
Faks::(232) 376 71 00

Harita

Başkanın Kaleminden

Telaş Değil Dinamizm

Değerli Sanayici Dostlarım;
 
Pandemi nedeniyle Mart ayından itibaren hem sosyal hem de çalışma hayatımızı kısıtlayan koşullar yavaş yavaş normalleşme yoluna girdi.
Bu normalleşmenin adı da kondu: “Yeni normalleşme”.
Hatırlarsınız, nasıl salgın başladığında “lütfen panik yapmayın” dediysek, bugün de kendimi “lütfen acele etmeyin” demek zorunda hissediyorum. Bu yeni normalleşmenin geçiş hızını çok dikkatli ayarlamak zorundayız.  
 
Sosyal hayatımız yönünden bakarsak, şu gerçeği unutmamamız lazım: Bu pandemi bitmedi. Sadece ülkemizde yaşanan rakamlar daha makul seviyelere geldi. Hijyen, sosyal mesafe ve maske gibi önemli detaylarda yapacağımız eksiklikler, bizleri o zor günlere geri götürebilir.
Bununla birlikte unutulmamalıdır ki henüz yüzde 100 başarılı bir tedavi ve/veya koruyucu aşı bulunarak, tüm insanlığın kullanımına sunulamadı. Yani yasaklar kalkıyor diye pandemi öncesi hayatımıza, davranışlarımıza, alışkanlıklarımıza dönmekte acele edersek, o acelecilik bize hatalar yaptıracak; bir kez daha kendimizin ve çevremizin sağlığını tehlikeye atmamıza neden olacaktır.
 
Aceleci olmanın bizlere zarar getirebileceği diğer bir alan ise çalışma yaşamımızdır. Çalışma yaşamı derken çalışan ve işvereni aynı düzlemde değerlendiriyorum. Pandemi öncesi zorlandığımız koşullar, pandemi sonrası daha da zorlu hale geldi. Önümüzdeki sorunlara baktığımız zaman, çok kısa sürede normalleşen, tekrar rayına oturan bir iş ve çalışma hayatı olmayacaktır. Bu dönem, duran işletmelerin tekrar harekete geçmesi, yavaşlayan işletmelerin de vites artırması gereken dönemdir. Bu geçişler özellikle finansal anlamda kolay olmayacaktır.
Çarkların dönmeye başlaması, rekabet edebilecek sürate ulaşması zaman alacaktır. Bu dönemde acele kararlar ile hareket etmek, daha sonra bedeli çok yüksek olabilecek hataların yapılmasına neden olabilir. Çünkü geçen aylar, kişilerin ve ailelerin olduğu gibi işletmelerin de eğer varsa kötü gün akçelerini kullanıp bitirmelerine, yoksa borçlarının daha da büyümesine neden olmuştur.
Belki de pandemi bitmedi ama, ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu ekonomik koşullar, izolasyon dönemini bitirip, pandemi ile birlikte yaşama ve çalışma dönemini başlattı.   
 
Salgın dönemi yavaşlayan ve kısıtlanan yaşam bizlere daha çok düşünme fırsatını verdi. Dilerim, bu zaman dilimi kişiler için olduğu kadar işletmeler için de kendini değerlendirme ve yeni fikirler için kuluçka dönemi olmuştur.
 
Gelin, sanayici olarak içinde bulunduğumuz dönemin kaba bir resmini çizelim.
Ciddi bir küresel durgunluk tehdidi altındayız.
Tüketici güveninde yaşanacak azalma temel gereksinimler dışında tüketimi ve ona bağlı üretimi azaltacak.
Hem hastalığın yarattığı psikolojik gerginlik hem de düşen üretim iş gücü üzerinde ciddi bir baskı yaratacak.
Kopan uluslararası zincirler nedeniyle özellikle ithalata dayalı tedarik yapılanmaları sarsılacak ve maliyetleri artacak.
Pandeminin hangi ülkede ne şekilde seyredeceği belli olmadığı için karar verme süreçlerindeki bilgi eksikliği karar kalitelerimizi düşürecek.
 
Ve son olarak en önemli nokta olarak gördüğüm, operasyonların karşılanması ve gelecek yeni dönemde hareket edebilmek için likidite ve sermaye kaynakları başta olmak üzere ciddi finansman ihtiyaçları ortaya çıkabilecektir.
 
Bu dönemde her işletme önüne gelen verileri olabildiğince doğru değerlendirmeli, tüm işletme unsurlarını bir araya getirmeli, yani şirket içi sinerji üst düzeyde olmalıdır. Dayanışma sadece aile bireyleri, komşular arasında değil, aynı işyerindeki tüm birimler ve hatta aynı sektördeki tüm işletmeler için gerekli hale gelmiştir.
 
Nakit akışının devamlı takibi yapılmalı ve sürekli güncellenen bir bütçe oluşturulmalıdır.
Etkin stok yönetimi, borç ve alacak takip sistemi oluşturulmalı,
oluşturulan prensiplere sadık kalınmalıdır.
Etkin ve doğru zamanlamalı raporlar oluşturulmalıdır.
Tedarik zincirinde, lojistikte, satış kanallarında, müşteri portföylerinde alternatif kanallar üzerinde çalışılmalıdır.
 
Teşvik, destek kısaca finansman opsiyonu olarak ne varsa yakından takip edilmeli, ihtiyacımızı karşılayacak olan imkanların   kullanılması için gayret sarf edilmelidir.
Bir yandan alternatif gelir kaynaklarına bakılırken, diğer yandan özellikle genel giderlerin kontrolü elden bırakılmamalıdır.
 
Konu nakit akışı ve finansman üzerindeyken, sanayiciler olarak son ayda karşı karşıya kaldığımız elektrik faturalarından bir kez daha bahsetmeden geçmek istemiyorum.
 
Pandemi nedeniyle düşen üretim ile birlikte elektrik kullanımının da düşmesine rağmen fabrikalarımıza gelen elektrik fatura bedelleri beklentilerin çok üzerindeydi. Bu faturaların içeriğine bakıldığında, öngörülerin çok üstünde çıkan YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Destek Mekanizması) rakamlarını görmekteyiz. Gerçekleşen rakamlara baktığımızda son iki ayda yaşanan artış yüzde 43’lere gelmiştir.
 
Bu artışlarla ortaya çıkan fatura bedellerini ödemek için kaynak arayışına giren sanayicimiz, diğer yandan bir sonraki ay sonunda eline gelecek elektrik faturası tutarını da öngöremediğinden, tam bir maliyet hesabı yapamadan, bir anlamda gözü kapalı olarak piyasalara çıkmaktadır.  
 
Böylesine kritik bir dönemde, normalleşme ile birlikte atağa kalkması beklenen Türk sanayisinin temel girdileri olan elektrik ve doğalgazda sanayicilerin bu özveri ve çabalarına  destek verecek radikal adımların atılmasını bekliyoruz. Örneğin, YEKDEM maliyetlerinin azaltılması, sabit tutulması, ötelenmesi, mümkünse kısa bir dönem için alınmaması gibi tedbirler masaya yatırılarak, tartışılmalıdır.
Bunun yanında TEİAŞ ile yapılan Sistem Kullanım sözleşmelerinde yer alan, iletim bedellerinin de bu döneme özel güncellenmesini bekliyoruz. Düşüncemiz; bu bedelin fiili elektrik çekişimize göre düzenlenmesinin doğru olacağı şeklindedir.
 
Son dönemde küresel petrol piyasalarında yaşanan tarihi fiyat düşüşü de bir başka dikkat çeken noktadır. 2019 yılında Brent petrolün ortalama fiyatı 65 dolar civarında gezinirken, bugün bu rakam 30-35 dolar mertebesine inmiştir. Petrol fiyatlarında böylesine bir düşüş yaşanırken, bizlerin kullandığı doğalgazın fiyatlarında da bir indirime gidilmesinin sanayimiz için ciddi bir destek olacağını düşünüyoruz.
Eğer bu krizden istihdamımızı koruyup, üretim gücümüzü ayağa kaldırarak çıkmak ve yeni oluşacak dünya pazarlarında yerimizi almak istiyorsak; rekabet gücümüzü artırıcı uygulamalar için doğru çözümler üretmeliyiz.
Pandemi dönemi, bir anlamda ulusal ekonomilerin ve küresel ekonominin de durumunu tüm siyasi ve politik yansımalardan arındırılmış bir biçimde görmemizi sağlamıştır. Dileğimiz, bu dönemde elde edilen verilerin; yaşanan tecrübelerin ekonomik ve finansal yapılanma ve işleyiş, hukuk ve adalet sistemi, eğitim, turizm, enerji, lojistik durumumuz, gıda ve tarım yapılanmamız gibi temel alanlarda gereken adımların atılmasına vesile olmasıdır. 
 
 
 

 

İAOSB Yerleşim PlanıİAOSB MedyaİAOSB Haber DergisiİAOSB Tanıtım FilmiİAOSB Dosya İndir