İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi
Adres: M. Kemal Atatürk Bulvarı No : 42 35620 Çiğli / İZMİR

Telefon::(232) 376 71 76
Faks::(232) 376 71 00

Harita

Başkanın Kaleminden

Umudu Herkesle Paylaşmak

Değerli sanayici dostlarım;
 
Küresel kriz yepyeni bir evreye geçti. Salgın; ekonomik ve finansal krizi ateşleyerek öne geçti. Bu öylesine bir kriz ki; sağlık riskinin yarattığı ortam beraberinde sosyal, kültürel, siyasal pek çok krizi de tetikledi.
Korkular, kısıtlamalar, yasaklar ve yaşanan travmaların şekillendiği bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönem, beraberinde her sistemin, her yapının, ekonomik yaşam içindeki her sektörün ciddi bir özeleştiri yapmaya başladığı ve belki de büyük değişimleri tetikleyen dinamiklerle beraber yaşanıyor.    
 
Bireyler, şirketler, sektörler, kentler, ülkeler ve dünya kendi SWOT (güçlü, zayıf yönler ile olanaklar ve tehditler) analizini yapıyor. Hem de bu analiz ilk defa hiçbir önyargı ve sübjektif değer taşımıyor. Çünkü her şey apaçık ortada… Şapka düştü kel göründü… Sağlıkta, eğitimde, sosyo-kültürel yaşam tarzında, ekonomide ve finansta yaşanan her eksik ve zayıflık, daha da gün yüzüne çıkmaya başladı. Eksikleri halının altına süpürme imkanı yok. Çünkü her eksik, bir şekilde her bireyin yaşamına kadar etki eder hale geldi. Örneğin tüm dünya maskenin ardına düştü!
 
Sanayici olarak ekonomik ve finansal gelişmelere baktığımızda, ayrıntısız tüm ekonomilerin başına gelecekler neredeyse aynı... Talep, ticaret ve ihracat düşecek. Ekonomiler arzı kısarak, küçülecek. Üretimleri düşen işletmeler, bu duruma dayanma gücü arayacaklar. Belli bir noktada dayanma gücü tükenenler, istihdamlarını düşürmek zorunda kalacaklar. Böyle bir durumda yaşanacak en doğal gelişme olacak ve bireyler, şirketler, kurum ve kuruluşlar yüzlerini devlete çevirerek destek bekleyecekler.
 
Bu desteği vermeyi temel görevi sayan devletler, kamu harcamalarını artıracak ama yavaşlayan döngü nedeniyle dolaylı ve dolaysız tüm gelir kalemlerinde kayıplar yaşayacaklar. Bütçe açıkları artacak ancak beklentiler azalmayacağı için kaynak sağlama yönünde adımlar atılmaya devam edilecek. Başta dış kaynaklar aranacak. Ancak bu kaynak arayışında CDS başta olmak üzere risk durumları istenen miktarda ve şartlarda kaynak bulunması hususunda zorluklar çıkaracaktır. Dış kaynaklar yetersiz kalırsa, ihtiyaç duyulan kaynak gerektiğinde enflasyon gibi temel hedeflerden feragat ederek, piyasaya para sürme yoluyla sunulacaktır.
 
Bu dönemlerde zaruri olan para ve maliye politikası araçları, faiz indirimleri, parasal genişleme, kamu harcamalarındaki artış, kamu gelirlerinde indirim ya da ötelemeler devreye girecektir. Özellikle destek ve koruma kalkanları ile ithalat ve ihracat dengelenmeye çalışılacak, sosyo-ekonomik en büyük sorumluluk alanı olan ‘istihdamın korunması’ hedeflenecektir. İstihdamı korunma imkânı olmayan alanlarda ise, bireylere ulaşacak yaşamı sürdürme destekleri devreye girecektir.
 
Ve ne yazık ki bu dönemin ne kadar süreceği, sadece ve sadece salgının seyri, önleme ve tedavi imkanlarının gelişimine bağlıdır.
Bu dönemde belirsizliği kim iyi yönetirse ayakta kalacaktır. Gözler bir yandan salgına bakarken, diğer yandan borsalardaki sert dalgalanmaları, döviz kurlarındaki hareketleri, tedarik zincirlerindeki arz-talep dengelerini ve her ülkedeki gidişatı izleyecektir.
 
Bu denli zorlu bir ortamda yıpranan toplumlar, kendilerine yeni konfor alanları yaratmak için siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik değişimleri arar hale gelecektir.
Bu dönemde bizlere zararlı olabilecek en önemli duygu paniktir. Bu süreci en az zararla geçmenin tek yolu, sakin kalarak; akıllı, sağduyulu, objektif ve olumlu düşünerek kararlar üretmekten geçmektedir.
 
Kriz dönemindeki dalgalanmalara doğru reaksiyon gösterirken, kriz sonrasında oluşacak üretimin toparlanması sürecine çok iyi hazırlanmalıyız. İnsan, sermaye, teknoloji, pazar gücü gibi tüm envanterimizi gözden geçirmeli, yeni dönem için senaryolar üzerinde çalışmalıyız. Toparlanma hızlı ve çabuk olabilir veya yavaş ama sakin olabilir ya da uzun sürebilir. Bu zaman kesitlerine göre küresel ve ulusal ekonomiye hâkim olacak trendleri çok iyi analiz etmeliyiz. Ne zaman, nerede, nasıl olacağımızın eylem planları elimizde olmalıdır.
 
Türkiye’nin gelişmekte ve ekonomik dengeleri kırılgan bir ülke olmasının yarattığı zorluklar vardır. Ancak salgın dünyadaki güç dengelerini değiştirebilir. Sürecin nasıl geçeceğini ve süresi ne olursa olsun sonrasını devlet ve vatandaşlar birlikte hazırlamalıdır. Bu dönemde gereken moral, umut ve enerji toplumun tüm katmanları ile yaratılacak ortak hedefler ve sinerji ile sağlanabilir.
 
Şu an ciddi bir biçimde sorgulanan küreselleşme belki yakın tarihte ulusal kazanımlar, güçlü bir iç pazar ve güçlü sosyal devletin sağladığı imkanlarla donatılan vatandaşlara odaklanılacak bir döneme yenik düşecek.
 
Sektörel dağılım, endüstri yapısı, üretim yönetim ve süreçleri, üretim tercihleri, çalışma ve istihdam şekilleri, finansman modelleri, teknolojik yapılanma farklı boyutlara taşınacaktır. Türkiye tüm bu alanlarda gerçekçi hedeflerini ortaya koymak zorundadır. Ayrıca bu hedeflere uygun kaynak planlaması da yapılmalıdır.
 
Dışa daha az bağımlı bir üretim yapısı, sağlıklı bir iç pazar, düne kadar beceremediğimiz iş birlikleri, ortaklıklar gibi üzerinde çalışmamız gereken alanlar vardır.
 
Bu dönemde tekrar filizlenen toplumsal dayanışmayı üretim düzlemine taşıyabilmeliyiz. Hedeften öteye geçemeyen kümelenme, ortak Ar-Ge ve inovasyon çalışmaları, ortak laboratuvarlar, sözde kalan verimlilik gibi konuları çok daha ciddi bir biçimde değerlendirmeliyiz.
 
Firmalarımız bu dönemde nakit olanaklarını artıracak, istihdamlarını koruyacak ya da makul ölçülerde tutabilecek, mevcut kredilerini öteleyebilecek, acil gereksinimler için yeni kaynak bulabilecek alternatiflerin peşinde koşacaktır.
 
Tüm bu ve benzeri alanlarda, devlet koruyucu, kollayıcı ve düzenleyici rolü ile en büyük güvence olacaktır.
 
Ayrıca işletmeler kendi içlerinde tedarik zinciri ve operasyonları, lojistik planlamalarını, sözleşmelerini, envanterlerini değerlendirerek, müşterilerine yönelik çözümler üretmelidir. Bu dönem, işletme içinde iletişim kanallarının geliştirilmesi, dayanışmanın artırılması, teknolojik hedeflerin yeniden yapılandırılması ve yönetim alanında yeni çözüm alanlarının yaratılması için kullanılmalıdır.
 
Salgına karşı alınacak tedbirler, kamu tarafından verilecek destekler gibi hususlarda hükümet hızla çalışıyor. Her gün yeni kararlar ve uygulamalar açıklanıyor. Bu ay içinde bu kararların arasında Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği’nde yapılan bazı değişiklikler de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Geçici maddeleri ile birlikte toplam 110 maddeden oluşan yönetmeliğinin 27 maddesinde değişiklik yapıldı. Bu değişikliklerin çoğu OSB’lerimiz için olumlu değişimlerdir. Ancak bazı maddelerde küçük revizyonlara da ihtiyaç olduğu görülmektedir.
 
Bunları birkaç örnek ile paylaşmak isterim. Yıllardır dile getirdiğimiz 0,70 olan emsalin artırılması talebimiz vardı. Bu değişiklikle, bölgelerde yeni yapılacak imar planları ile emsalin 1 olması imkanını getirilmiştir. Söz konusu karar, sanayicinin arsalarını daha verimli kullanmasına yardımcı olacaktır. Ancak bu madde içinde yer alan bölgenin toplam büyüklüğünün en az yüzde 10’luk kısmının ortak kullanım alanı olarak ayrılması zorunluluğu tamamen dolu olan ve genişleme imkânı olmayan bölgelerde uygulamayı neredeyse imkânsız hale getirecektir.
 
Kiralamalarda bağımsız alan oluşturma gereğinin olmaması, tevhit ve ifraz ile ilgili kolaylaştırıcı uygulamalar, sanayicilerin güneş veya rüzgâra dayalı yenilenebilir enerji tesislerini kurma imkanlarının geliştirilmesi, OSB’lerin atık ve bertaraf tesisleri kurmasının önünün açılması gibi vizyon geliştirici uygulamalar da bu değişiklikler arasında yer almıştır. 
 
Ancak OSB’deki altyapı olanakları ve fiziki şartların uygun ve yetersiz olması nedeniyle kurulamayacak olan tesislerde son kararın Bakanlığımıza bırakılması yöntemi ise OSB’ler içinde şartlara uygun olmayan tesislerin kurulmasının önünü açabilir.
 
Diğer yandan daha önce genel kurullar tarafından yönetim kurullarına devredilen elektrik, su, doğalgaz vb. tesisleri kurma, işletme, satın alarak dağıtım ve satışını yapma yetkisinin genel kurullarda bırakılması, son derece hızlı değişkenleri olan piyasalarda OSB’lerin hareket kabiliyetini kısıtlayacaktır. Özellikle bizler gibi katılımcı sayısı yüksek OSB’lerde genel kurulun toplanması için harcanacak zaman, karar üretme sürecini uzatacak ve belki ekonomik kayıplara da yol açabilecektir.     
 
Bizler gerek İAOSB yönetimi olarak gerekse OSBDER çatısı altındaki OSB’ler ile birlikte OSB’ler için yapılan her çalışmayı yakından takip ediyor, olumlu değişimlerin hayırlı olmasını dilerken, bazı ufak tefek revizyon taleplerimizin de dikkate alınmasını bekliyoruz.
 
Bu salgın esnasın kaybettiğimiz tüm insanların acısını içimizde hissediyoruz. En içten iyi dileklerimizle hastalıkla mücadele edenlerin yanındayız. Bu dönemde yanımızda olan başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere, sürece katkı koyan her sektöre, her bireye şükranlarımızı sunuyoruz.
 
İçinde bulunduğumuz zorlu durumu biliyor ve gelecekte karşımıza çıkacak sorunları öngörebiliyoruz. Ancak umutlu olmak, bu umudu yaymak ve herkesle paylaşmak zorundayız. Biz sanayiciler de çalışanlarımızın sağlığını koruma odaklı önceliklerimiz ile birlikte, üretme ve çalışma azmi içindeyiz.   
 
Sağlıkla kalın. 
 
 
 

 

İAOSB Yerleşim PlanıİAOSB MedyaİAOSB Haber DergisiİAOSB Tanıtım FilmiİAOSB Dosya İndir